Biliyor musun, sen bir hayaletsin aslında. Güçlüsün, kudretlisin. Uçağın, tankın, topun var. Para desen sende, mal mülk desen sende. Ama kendi ülkende her gün ölüyorsun. Çoluğunla çocuğunla ölüyorsun. Gencecik evlatların gözlerinin önünde tabut tabut toprağa gömülüyorlar. Elinde her türlü imkân var ama hiçbir şey yapamıyorsun. Eksik olan ne, biliyor musun? Türk, senin adaletin zayıf.
Sen hep sadece kendini düşündün. Kendini bu diyarın tek efendisi olarak gördün. Kendi adını dağa taşa yazdırdın. Başkasının adını sanını, dilini kültürünü ise yasakladın. Türk, sen hiçbir zaman Kürdü adam yerine koymadın. Kürdü inkar ettin, yok saydın, dalga geçtin, hakaret ettin. Kürdü hiç merak etmedin sen. Tanımaya, anlamaya çalışmadın hiç. Barış zamanında Kürt senin için olsa olsa, inşaatlarını yapan bir amele, portakalını ve fındığını toplayan bir gündelikçi oldu. Savaş zamanında ise, hep ölü olarak ele geçen terörist bir istatistik oldu Kürt.
Bütün bunlar günün birinde Kürdün canına tak etmişse ve Kürt canını dişine takıp dağa çıkmışsa, sebebi biraz da sensin. Sen Kürde başka yol bırakmadın çünkü. Üstelik bu korkunç savaşta bile en çok yine Kürt kaybetti. Senin bir ocağına ateş düştüyse, Kürdün on ocağı söndü. Sen ölen evladının tabutuna son bir kez sarılabilirken, Kürt evladının bir mezarı bile olmadı. Senin ölen evladın kahraman ilan edilirken, Kürdün ölen çocuğundan leş diye bahsedildi. Türk, buna dayanılır mı?
Mesele nedir, biliyor musun? Sen Kürdü bir türlü kendinle eşit görmüyorsun. Hep üstün olmak, hep büyük birader olmak istiyorsun. Kürt ile eşit olmayı gururuna yediremiyorsun. Peki o gururun her gün sana kaç kurşun yediriyor, farkında mısın? Sen hep Kürde, silahla bir yere varılmaz dersin ya. İşte onu biraz da kendine söyle. Namlunun ucundan Kürde bakmaktan vazgeç. Çoluğunun çocuğunun rızkını silaha külaha yatırıp, kendini de Kürdü de daha fazla yakma. Çok önce yapman gereken ama yapmadığın şeyi yap. Kürdü adam yerine koy. Senin daha yeni, daha ölümcül silahlara ihtiyacın yok. Senin değişmeye ihtiyacın var Türk. Senin Kürdü keşfetmeye, tanımaya, evine gitmeye, çayını içmeye ihtiyacın var.
Türk, bu çılgınca savaş, görüşme masalarında, müzakerelerde, orda burada bitmeyecek. Savaşı yönetenlerin canı emniyette olduğu için, onlar işi gayet ağırdan alırlar. Bazen yalandan, savaşa karşılarmış, savaş istemiyorlarmış gibi yaparlar. Bazen de, sırf pazarlık payı bırakmak için, senin ve Kürdün evladını ateşe sürerler.
Türk, bu savaşı sen ve Kürt el ele verip bitireceksiniz. Bu imkânsız değil. Alacaksın Kürdü oturtacaksın karşına, kardeşim senin derdin ne diye soracaksın. O sana saatlerce anlatacak, yakınacak, sızlanacak. Sabırla dinleyeceksin. Sonra, peki şeker kardeşim tamam haklı olabilirsin ama gel sorunları konuşarak halledelim diyeceksin. Hepsi bu kadar. Türk, sen bunu yapabildiğin gün, emin ol ki, hiçbir parmak tetiğe dokunmaya cüret edemeyecektir.
Ama elini çabuk tut. Durum kötü. Şiddet salgını her tarafı sarmış. Çoluk çocuk perişan halde.
Türk, çocuklar hasta, işi gücü bırak, acele gel!
Türk, çocuklar ölüyor, durma gel!
|