ANASAYFA > GEOAKTİF HAKKINDA > TÜM ETKİNLİKLERİMİZ > KAYIT & KATILIM > GEOAKTİF SEÇKİ > PEK YAKINDA > İLETİŞİM ENGLISH

BENİM ADIMA ÖLDÜRME - SER NAVÊ MIN NEKUJE
 

TÜRK! ÇOCUKLAR HASTA, ACELE GEL!


Kendini aldatılmış bir eş gibi mi hissediyorsun? Seni öfkeye ve acıya boğan bir ihanete uğradığını mı düşünüyorsun? Ne vazgeçecek ne de devam edecek kadar mı çaresizsin? Türk, uzaktan aynen böyle görünüyorsun.


Biliyor musun, sen bir hayaletsin aslında. Güçlüsün, kudretlisin. Uçağın, tankın, topun var. Para desen sende, mal mülk desen sende. Ama kendi ülkende her gün ölüyorsun. Çoluğunla çocuğunla ölüyorsun. Gencecik evlatların gözlerinin önünde tabut tabut toprağa gömülüyorlar. Elinde her türlü imkân var ama hiçbir şey yapamıyorsun. Eksik olan ne, biliyor musun? Türk, senin adaletin zayıf.

Sen hep sadece kendini düşündün. Kendini bu diyarın tek efendisi olarak gördün. Kendi adını dağa taşa yazdırdın. Başkasının adını sanını, dilini kültürünü ise yasakladın. Türk, sen hiçbir zaman Kürdü adam yerine koymadın. Kürdü inkar ettin, yok saydın, dalga geçtin, hakaret ettin. Kürdü hiç merak etmedin sen. Tanımaya, anlamaya çalışmadın hiç. Barış zamanında Kürt senin için olsa olsa, inşaatlarını yapan bir amele, portakalını ve fındığını toplayan bir gündelikçi oldu. Savaş zamanında ise, hep ölü olarak ele geçen terörist bir istatistik oldu Kürt.

Bütün bunlar günün birinde Kürdün canına tak etmişse ve Kürt canını dişine takıp dağa çıkmışsa, sebebi biraz da sensin. Sen Kürde başka yol bırakmadın çünkü. Üstelik bu korkunç savaşta bile en çok yine Kürt kaybetti. Senin bir ocağına ateş düştüyse, Kürdün on ocağı söndü. Sen ölen evladının tabutuna son bir kez sarılabilirken, Kürt evladının bir mezarı bile olmadı. Senin ölen evladın kahraman ilan edilirken, Kürdün ölen çocuğundan leş diye bahsedildi. Türk, buna dayanılır mı?

Mesele nedir, biliyor musun? Sen Kürdü bir türlü kendinle eşit görmüyorsun. Hep üstün olmak, hep büyük birader olmak istiyorsun. Kürt ile eşit olmayı gururuna yediremiyorsun. Peki o gururun her gün sana kaç kurşun yediriyor, farkında mısın? Sen hep Kürde, silahla bir yere varılmaz dersin ya. İşte onu biraz da kendine söyle. Namlunun ucundan Kürde bakmaktan vazgeç. Çoluğunun çocuğunun rızkını silaha külaha yatırıp, kendini de Kürdü de daha fazla yakma. Çok önce yapman gereken ama yapmadığın şeyi yap. Kürdü adam yerine koy. Senin daha yeni, daha ölümcül silahlara ihtiyacın yok. Senin değişmeye ihtiyacın var Türk. Senin Kürdü keşfetmeye, tanımaya, evine gitmeye, çayını içmeye ihtiyacın var.

Türk, bu çılgınca savaş, görüşme masalarında, müzakerelerde, orda burada bitmeyecek. Savaşı yönetenlerin canı emniyette olduğu için, onlar işi gayet ağırdan alırlar. Bazen yalandan, savaşa karşılarmış, savaş istemiyorlarmış gibi yaparlar. Bazen de, sırf pazarlık payı bırakmak için, senin ve Kürdün evladını ateşe sürerler.

Türk, bu savaşı sen ve Kürt el ele verip bitireceksiniz. Bu imkânsız değil. Alacaksın Kürdü oturtacaksın karşına, kardeşim senin derdin ne diye soracaksın. O sana saatlerce anlatacak, yakınacak, sızlanacak. Sabırla dinleyeceksin. Sonra, peki şeker kardeşim tamam haklı olabilirsin ama gel sorunları konuşarak halledelim diyeceksin. Hepsi bu kadar. Türk, sen bunu yapabildiğin gün, emin ol ki, hiçbir parmak tetiğe dokunmaya cüret edemeyecektir.

Ama elini çabuk tut. Durum kötü. Şiddet salgını her tarafı sarmış. Çoluk çocuk perişan halde.

Türk, çocuklar hasta, işi gücü bırak, acele gel!

Türk, çocuklar ölüyor, durma gel!

Geoaktif Kültür ve Aktivizm Merkezi
1 Ekim 2011 İstanbul
 
Sayfamızı beğenmek için tıklayın Grubumuza katılmak için tıklayın twitter sayfamız için tıklayın
 

ÖTEKİ KÜRTLERE ÇAĞRI - BANG LI KURDÊN DIN


Kürtlerin kendi hakları için verdikleri meşru mücadele, tüm insani normları ayaklar altına alan zalimce bir şiddet kampanyasına dönüşmek üzere; Niçin sesiniz çıkmıyor?

Kürtler yaklaşık yüz elli yıldan beridir bir ulusal kurtuluş mücadelesi yürütüyorlar. Dört büyük devlet tarafından uygulanan inkâr, asimilasyon ve baskı politikalarına karşı verilen bu destansı mücadele çok zor koşullar altında biçimlendi ve kritik darboğazlardan geçti. Kürtler, o korkunç Halepçe fotoğrafında olduğu gibi, yaşlısından kundaktaki bebeğine kadar, ölümün her türlüsünü tattılar.

Fakat Kürtlerin haklı davası en karanlık dönemlerde bile meşruiyet ve vicdan çerçevesinin dışına çıkmadı. Kürtler asla kendi katillerine benzemediler. Kürtler hiçbir zaman Bağdat’ta bir otomobil havaya uçurmadılar, Şam’da servis minibüsünü taramadılar ve Tahran meydanında intihar saldırısı yapmadılar…

Üstelik Türkiye Kürtlerinin mücadelesi de çok yakın zamana kadar temiz bir sicile sahip oldu. Cumhuriyetin kuruluşundan yetmişli yıllara dek süren en karanlık dönem boyunca bile, Kürt mücadelesi asla vicdanı zorlayacak yöntemler içermedi. Bu özen, itibar ve saygınlık sayesindedir ki, Türk toplumu kendi bağrından, hayatını Kürt davasına feda eden İsmail Beşikçi gibi insanlar çıkarabildi…

Oysa artık tümüyle farklı bir iklimdeyiz. Bugün Kürtlük adına yapılanların insaniyet, hak, hukuk ve vicdanla hiçbir ilgisi, alakası kalmamış durumda. “Metropolleri cehenneme” çevireceğiz diyen bir anlayış bunu gerçekten yapmaya başlamıştır. Kürt davası kendi yüz elli yıllık mücadele geleneğinden hızla uzaklaşmakta, her gün, tarihine yeni bir kara leke sürmektedir.

Bu insanlık dışı yöntemlere bir şekilde angaje olanların sessizliğini anlamak zor değil. Politik manevraların ihtiyaçları doğrultusunda yarım ağızla yapılan kınamaların samimiyetsizliği de şaşırtıcı değil. Peki ama bütün Kürtler bu kadar mı? Bu davaya ömürlerini veren, bu mücadelenin gerçek kahrını çeken, aileleri, hayatları darmadağın olan Kürtler nerede? Derme çatma barakalarda lamba ışığı altında bizlere bu davanın abcsini öğretirken, insanlığı ve adaleti de öğretmiş olan ağabeyler, ablalar nerede? Nüfusu on milyonlarla ifade edilen koca Kürt toplumunda, bu olup bitenlere hiç mi itiraz eden yok; hiç mi farklı bir ses, hiç mi farklı bir renk yok? Olsa gerek…

Olup biteni onaylamayan milyonlarca Kürt var. Bizim çağrımız da işte o Kürtlere. Öteki Kürtlere. Aykırı Kürtlere. Statükoyu Reddeden Kürtlere.
Bütün Öteki Kürtler! Ortaya Çıkın! Davranın! Harekete Geçin!
Bu Korkunç Şiddetin Durması İçin Size Çok Ama Çok İhtiyaç Var!

Geoaktif Kültür ve Aktivizm Merkezi
24 Eylül 2011 İstanbul

Sayfamızı beğenmek için tıklayın Grubumuza katılmak için tıklayın twitter sayfamız için tıklayın
BENİM ADIMA ÖLDÜRME - SER NAVÊ MIN NEKUJE!

Aman tanrım!
Bu bir savaş!

Bedenleri ve ruhları paramparça eden, hayatları söndüren zalimce bir savaş bu. Üstelik bizim adımıza, biz Türkler ve Kürtler adına sürdürülen ve yine bize yaşatılan korkunç bir trajedi bu. Bize rağmen bizim adımıza yapılan bu savaş bizi mahvetti. Bizi felç etti, kirletti, çürüttü, tüketti, adeta insanlıktan çıkardı.

Bütün bunların bizim adımıza yapılmasını istediğimizden emin miyiz? Bir an için durup düşünelim: Bir toplum eğer çıldırmamışsa, eğer bir toplumun akıl sağlığı yerindeyse, kendi evlatlarının korkunç bir mayınla parçalanmasını ya da ölüm kusan helikopterlerin ateşi altında delik deşik olmasını isteyebilir mi?

Bu savaşı durdurmalıyız. Politikacıların, generallerin ve gerilla şeflerinin ellerinde oyuncak haline gelmiş hayatlarımızı geri kazanmalıyız. Güya bizim iyiliğimiz için birilerinin canına kıyma hakkını onların elinden almalıyız.

Yetti artık, her gün, her an beynimizi ve yüreğimizi kemiren bu trajediye bir son verelim. Biz Türkler ve Kürtler, birlikte harekete geçelim ve ülkenin her tarafından duyulan gür bir sesle haykıralım:

BENİM ADIMA ÖLDÜRME - SER NAVÊ MIN NEKUJE!

Hazırlayan ve Örgütleyen

Geoaktif Kültür ve Aktivizm Merkezi
14 Eylül 2011 İstanbul

Sayfamızı beğenmek için tıklayın Grubumuza katılmak için tıklayın twitter sayfamız için tıklayın

Copyright © 2010 Geoaktif Tüm Hakları saklıdır.
Anasayfa l Geoaktif Hakkında l Tüm Etkinliklerimiz l Kayıt & Katılım l Geoaktif Seçki l Pek Yakında l İletişim l English

Diğer Sitelerimiz:
Yeni Çıkan Kitaplar ll Dans Dergisi l Zazaki Kozmos l
Real Time Web Analytics